
2007 yılında küresel gayri safi yurtiçi hasılaya olan katkısı hızla artan Çin, dünya ekonomisinin güçlü motoru haline geliyor.
Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasından bu yana geçen 6 yıl içinde Çin ekonomisi dünya ekonomisiyle gün geçtikçe daha çok kaynaştı. Veriler, bu yıl içinde Çin’in dış ticaretindeki hızlı büyüme eğilimi korunurken, ülkeye giren yabancı sermayenin istikrarlı şekilde arttığını, kullanılan yabancı sermaye kalitesinin de yükselip, yeni ve yüksek teknolojiye dayalı sektörler, araştırma-geliştirme alanları, üst düzey imalat ve çevre koruma sektörü alanlarındaki yabancı sermaye oranının daha da arttığını gösteriyor. Günümüzde 30 bini aşkın Çin işletmesi çokuluslu işlere katıldı ve bu işletmeler dünyanın 160′tan fazla ülke ve bölgesine yatırım yaptı. Dünya Bankası tarafından yapılan tahminlere göre, bu yıl Çin ekonomisinin dünyanın gayri safi yurtiçi hasılasının büyümesine olan katkısı yüzde 16′ya ulaşacak. Uluslararası Para Fonu’nun “Dünya Ekonomisine Bakış” adlı raporunda Çin’in dünya ekonomisinin en büyük itici gücü haline geldiği kaydedildi.
kaynak:cri.cn

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü Wang Xinpei, Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasından sonra serbest ticaret bölgesinin, Çin’in dışa açılma girişiminin yeni tarzı, yeni hareket noktası ve diğer ülkelerle karşılıklı yarar ve ortak kazancın gerçekleştirilmesini sağlayan yeni platform haline geldiğini söyledi.
Edinilen bilgilere göre şu an Çin, Asya, Büyük Okyanusya, Latin-Amerika, Avrupa ve Afrika’nın 29 ülkesi ve bölgesiyle 12 serbest ticaret bölgesi kurmaya hazırlanıyor.
Sözcü Wang, serbest ticaret bölgesinin, günümüz dünyasında ekonomik küreselleşme ve bölgesel ekonominin bütünleşmesinin ürünü olduğunu ifade ederek, Çin’de serbest ticaret bölgesi stratejisinin uygulanmasının, bu akıma uygun bir seçenek olduğunu söyledi.
Çin, 2004 yılında serbest ticaret bölgesi inşasını başlattı. Şu ana kadar beş Serbest Ticaret Bölgesi, anlaşma imzaladı. Çin-ASEAN Serbest Ticaret Bölgesi, Çin-Şili Serbest Bölgesi ve Çin-Pakistan Serbest Bölgesi, bunlar arasında.
Görüşülmekte olan yedi serbest ticaret bölgesi arasında Çin-Güney Afrika Gümrük Birliği, Çin-Körfez İşbirliği Komitesi Serbest Ticaret Bölgesi, Çin-Yeni Zelanda Serbest Ticaret Bölgesi, Çin-Avustralya Serbest Bölgesi, Çin-Singapur Serbest Bölgesi, Çin-İzlanda Serbest Bölgesi ve Çin-Peru Serbest Ticaret Bölgesi yer alıyor.
Kaynak: cri.cn

Çin Başbakan Yardımcısı Wu Yi, Çin’in dışa açılma politikasında ısrar ederek, dışa açılmayı sürekli derinleştireceğini ve açık ekonominin seviyesini yükselteceğini belirtti.
Wu Yi, dün (23 Kasım) Beijing’de Çin-ABD Ticaret Odası Yıllık Resepsiyonu’nda yaptığı konuşmada, Çin’in yabancı sermaye çekip değerlendirmeye devam ederek, yabancı sermayenin yenilik yaratma, sektörün yükselişi ve bölgeler arası eşgüdüm gibi konulardaki olumlu rolünü değerlendireceğini ifade ederek, daha adil, şeffaf, etkili, verimli ve hızlı ticaret ortamı oluşturulması ve hukuki, güvenilir ve adil rekabete dayanan piyasa sisteminin kurulması için çaba harcayacağını kaydetti. Patent ve telif haklarını koruma boyutunun güçlendirileceğine işaret eden Wu Yi, ürünlerin kalitesi sorununa önem verilerek bu alandaki uluslararası işbirliğinin güçlendirileceğini kaydetti.
Kaynak: cri.cn
Devamını oku
Çin’in dış ticaret fazlası, ekim ayında 27 milyar dolar ile aylık bazda yeni bir rekor kırdı.
Gümrük İdaresinin açıklamasına göre, Çin’in Ekim ayı sonu itibariyle 10 aylık toplam dış ticaret fazlası ise 212,4 milyar dolara ulaşarak, bir rekor olan geçen yılın 177,5 milyar dolarlık fazlasını şimdiden geride bıraktı.
Yetkililerin, ihracatı sınırlama vaatlerine rağmen dış ticaret fazlasının rekor artışına devam etmesinin, ulusal parasının değerini yükseltmesi ve ithalata koyduğu engellemeleri kaldırması için Çin hükümetine uygulanan uluslararası baskıların şiddetlenmesine neden olacağı bildiriliyor.
kaynak : Dünya gazetesi – 14.11.2007
Devamını oku
Çin Konferansı kapsamında düzenlenen“Çin ve Türkiye: Yatırımda ve Dış Ticarette Sorunlar, Fırsatlar, İşbirlikleri” konulu panel ise Çin ile ilişkileri olan şirketlerin temsilcilerini ve Çin’de yaşadıkları ticari deneyimleri dinleyicilerle buluşturdu.
Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hasan Ersel’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele Türkiye Garanti Bankası Şanghay Baştemsilcisi Noyan Rona, Siemens AG Başkan Yardımcısı ve Asya-Avustralya Bölgesi Şirket Stratejileri Başkanı Peter Weiss, Demirdöküm Uzakdoğu İlişkiler Yöneticisi Sertaç Ersayın ve Türkiye İş Bankası Çin Temsilcisi Tunç Türker katıldı.
“Çin’de olmak risklidir ama Çin’de olmamak daha risklidir” diyen katılımcılar, Çin pazarına girmenin ve mal satmanın zor olduğunu, ancak burada, Batı ülkeleriyle aynı kalitede mallar üreterek, daha ucuza satabilen Türkiye’nin avantajlı olduğu kaydettiler.
Konuşmacılar Çin’de yatırım yapacak firmaların planlarını uzun vadeli kurgulaması ve mümkünse Çinli bir firmanın rehberliğinde çalışmaları gerektiğine dikkat çekerek, yatırımcılara çeşitli ipuçları verdi. Çin iş kültüründe kişisel ilişkiler ve güvenin stratejik önem taşıdığına dikkat çeken konuşmacılar, Çin iş dünyasında kabul gören anlayışın “Ticaret yaptığımız için dost değiliz, dost olduğumuz için ticaret yapıyoruz” olduğunu vurguladı.
Panelde ayrıca Çin sermayesini Türkiye’ye çekmek için Türkiye’nin kendisini daha etkin biçimde tanıtması gerektiğine dikkat çekildi.
Kaynak:TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu Çin Konferansı
Devamını oku









