
Çok değil 30 yıl kadar önce, 1976’da Çin’de meydana gelen Tangshan depreminde kimilerine göre 250 bin, kimilerine göre ise 500 bin kişi hayatını kaybetmişti.
Böylesine büyük bir felaketle ilgili haberlerin Çin dışına ulaşması haftalar sürmüştü.
O zamanlar böylesine kapalı olan Çin’de günümüzde yaşananlar aynı anda tüm dünyada duyulmakla kalmadığı gibi, diğer ülkeleri de bir ölçüde etkiliyor.
Bunun son örneği geçen 30 Mayıs günü yaşandı.
Pekin yönetiminin borsa işlem vergilerini üçe katlaması üzerine borsanın ana endeksi yüzde 6,5 düştü.
Bu gelişme dünyanın diğer borsalarında da düşüşe yol açtı.
Benzer bir olay 27 Şubat’ta da yaşanmış ve Şanghay borsası yaklaşık yüzde 9 düştüğünde tüm dünya piyasalarında panik satışı başlamıştı.
Herkesin aklında 1997’deki Asya krizi vardı.
Bu dönemin kötü hatıralarının yanı sıra Çin’in bu krizden çabuk kurtulduğu da herkesin hafızasındaydı.
Ancak bazı ekonomistler Çin’in o krizde sağladığı başarının, o yıllarda ülkesinde fazla yabancı yatırım olmamamasından kaynaklandığı ve bu nedenle bunun olası bir krizden kurtulmak için garanti olamayacağı görüşünde.
Sabır Çin kültürünün temel özelliklerinden biri olarak gösteriliyor.
Bu özellikten de kaynaklanarak Çinliler tasarrufçu bir ulus olarak tanınıyor.
Ancak tasarruf için fazla seçenekleri olduğu söylenemez.
1970’lerin sonunda başlayan reform ve dışa açılma uygulamaları özellikle genç kuşağın alışkanlıklarının değişmesine yol açtı.
Mevduat faizlerinin düşük olmasının da etkisiyle daha fazla ve daha çabuk kazanmak isteyenler borsaya yöneldi.
Gençlerin tercihi.Tabii bu kesimin büyük bölümünü, temkinli olmalarıyla bilinen eski kuşak değil, yeni dönemin atak ve sabırsız gençleri oluşturuyordu.
Borsa yatırım yapmak veya tasarruflarını değerlendirmek isteyenlerin hedefi olduğu kadar, meslek seçiminde de ilk sıralara yükseldi.
Yabancı dil bilen, eğitimli gençler meslek seçiminde borsaya yöneldiler.
Çin’in parlak gençleri meslek olarak da borsayı tercih ediyor.
Tabii bu kararlarında birkaç yıl içinde villa veya lüks araba sahibi olan ve banka hesaplarında binlerce dolar bulunan yaşıtlarının etkisi yadsınamaz.
Her ne kadar eski kuşak temkinli olsa da, aralarında bu yeni eğilimin nimetlerinden yararlanmak isteyenler yok değil.
Çinli bir dostum, eskiden muhasebeci olan 74 yaşındaki babasının 10 yıldır borsayla ilgilendiğini ve her gün saatlerce ders çalışır gibi borsa analizlerini incelediğini anlattı.
Çin borsasında uzun süredir kuruluşların sermayesi ağırlıktaydı.
Ancak Mayıs ayında bireysel yatırımlar çoğunluk durumuna yükseldi.
1,3 milyar nüfuslu Çin’de 100 milyon kişi borsaya yatırım yapıyor.
Resmi rakamlara göre, Çin’de her gün 300 bin kişi işlem yaptırmak için hesap açıyor.
Hatta bunlar arasında evlerini ipotek ettirenler veya bankadaki parasını çekerek borsaya yatıranlar da var.
Artık ‘altın hafta’ var
Bazı Çinli uzmanlara göre bu durum Çin ekonomisinin geleceğine duyulan güvenin göstergesi.
Birçok Çinli olası bir krizde hükümetin gerekli önlemleri alacağını düşünüyor.
Zira Çin’de hükümetin tüketim alışkanlıkları üzerinde küçümsenmeyecek etkisi olduğu söylenebilir.
1990’lı yıllarda Çin hükümeti ekonomiyi canlandırmak için vatandaşlarından yastık altındaki paralarını harcamalarını istemişti.
Bunun sonucunda konut, dekorasyon ve turizm gibi sektörlerde patlama yaşandı.
Çinliler yılda üç kez ‘altın hafta’ denilen birer haftalık tatillerle tanıştılar.
Çin Yeni Yılı’nı ailece karşılama geleneğine rağmen, bu tatilde seyahate çıkanların, hatta yurt dışına gidenlerin sayısı hayli arttı.
Kamuoyunda Şanghay borsasındaki son düşüşün hükümetin Çin hisse senetlerindeki aşırı hızlı artışları frenlemek amacından kaynaklandığı görüşü hakim.
Hükümetin koruyucu kanatlarına rağmen, Çin’in girdiği yolda zaman zaman sıkıntılar yaşaması kaçınılmaz.
Kısa vadede büyük bir kriz bekleyenlerin endişelerinin yersiz olduğunu, olası küçük ve orta ölçekli dalgalanmaların eşyanın doğasına uygun olduğunu söyleyebiliriz.
Kaynak:BBC Kamil Erdaloğlu Pekin
Devamını oku
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, gençlere “Çin’e yönelik yetişmiş insan gücünü daha da artırmalıyız. İş bulmak istiyorsanız Çince öğrenin” tavsiyesinde bulundu.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Çin’deki temaslarının son gününde, dünyanın en hızlı gelişen ekonomisine sahip olan Çin’den Türkiye’nin de faydalanması gerektiğini belirterek gençlere seslendi ve “Çin’e yönelik yetişmiş insan gücünü daha da artırmalıyız. İş bulmak istiyorsanız Çince öğrenin” dedi.
Tüzmen, gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, Çin’in dünyanın bir numaralı ticaret ülkesi olmaya aday olduğunu ifade ederek, “Çin dili bundan sonra dünyanın ticaret dili olacak gibi gözüküyor, ancak bizde Çince bilen kişi sayısı çok az. Ben buradan genç kuşaklara sesleniyorum. İş hayatlarında ticaret yapmak isteyen, bu alanda kalıcı olmayı düşünen, atılımcı olmak isteyen, iş bulmak isteyen gençler mutlaka Çince öğrensin. Ona göre kolay iş bulacaklar” diye konuştu.
Kürşad Tüzmen, Çince bilen kişi sayısının az olmasının, ekonomik gelişmelerin hızını azalttığını ve yeterli gelişmenin sağlanamadığını belirterek, Türkiye’deki üniversitelerin bu konuda girişimlerde bulunması gerektiğini söyledi.
Devlet Bakanı Tüzmen, “bazı üniversitelerimiz Çince bölümü açtılar, bunları daha da yaygınlaştırmak gerekir. Çin’e yönelik yetişmiş insan gücünü daha da artırmalıyız” dedi.
Bu arada Tüzmen, Xiamen kentinin yakınlarında bulunan Piyano Adası’nı da gezerek, burada müzede piyano çaldı, turistlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Kaynak: AA.

Çin’de açıklanan resmî verilere göre ekonomi, 2007 yılının ilk çeyreğinde, yıllık yüzde 11,1 oranında büyüdü.
Uzmanların beklentilerini aşan bu oran, 2006 yılının son üç ayındaki yüzde 10,4′lük büyümenin de üzerine çıkmış durumda.
Açıklanan büyüme oranı, piyasaların ve ekonominin beklentilerin üzerinde ‘ısınması’ olarak değerlendirilirken ülkede Mart ayı enflasyonu da yüzde 3,3 olarak açıklandı.
Daha önce alınan önlemlerin enflasyonun yükselişini önlemekte başarısız olması ve faiz oranlarının arttırılması olasılığı Çin borsasının yüzde 4,5′lik düşüşle kapanmasına neden oldu.
Bu, geçtiğimiz aylarda Şangay borsasındaki yüzde 9′luk büyük düşüşün Avrupa, Asya ve Amerika borsalarında yarattığı sarsıntıdan bu yana kaydedilen en büyük düşüş.
Faiz oranları son bir yıl içinde üç kez yükseltildi ve hükümet ekonominin taşıyamayacağı kadar ısınmasını engellemek amacıyla kredilerin sınırlandırılması gibi önlemlere başvurdu.
Bu kısıtlamalara rağmen, hükümetin inşaat projeleri de dahil, gayrimenkullere yapılan yatırımlar yılın ilk üç aylık döneminde yüzde 25 oranında arttı.
Çin ekonomisi, hükümet harcamalarındaki artış, ihracatta yükseliş ve yabancı yatırımlar nedeniyle geride kalan dört yılın her birinde yüzde 10′dan fazla büyüdü.
Ancak hükümet yetkilileri, büyüme hızı ve bunun yaratacağı olası sorunlardan duydukları sıkıntıyı kamuoyu önünde dile getirmeye başladılar.
Çin ekonomisinin fazla yük altına girdiği, piyasaların ‘ısınmaya başladığı’ haberleri dünya piyasalarında da etkisini gösterdi.
Japonya’nın başlıca borsası yüzde 1 oranında düştü. Bu son bir ayın en büyük günlük değer kaybıydı.
Pekin yönetimi, bu yılki büyüme oranını yüzde 8′de tutmayı istiyor. Ancak açıklanan bu son veriler ışığında, bu hedefe kolay ulaşamayacakları görülüyor.
Kaynak: BBC










