Mehmet Ali Birant’ın şuradaki yazısını okuduktan sonra gülmeye başladım, hemde kahkahalarla. M. Ali Birant üstelik ” Tükürmeyen çöp atmayanlar ülkesi” diye başlık atmış.
Ben kendisini nedense sevmiyorum birçok salakça ekonomik tespitler yapıp üzerine birde sallama yorumlar yaptığından daha beter kıl kapıyorum. Gelmiş Çin’i gezmiş Türkiye’yi aşşağılarcasına yazı yazmış. Tabikide Çinlilerin bizden artı yönleri var ama Türkiyenin de bir çok artı yönü var. Yazılarından bazı kesitlere cevaplar.
Gecekondu mahallelerini, fakirlerin yaşadıkları, pis suların aktığı, insanların çöp içinde günlerini geçirdikleri yerleri aradık. Mutlaka bir yerlerde, bizlerin görmemesi için, duvarların ardına saklanmış olmalılardı.
Var M.Ali var bırak Pekin’i, Çin’in en modern kenti olan Shanghai gel göstereyim sana. Shanghai da her yerde pis su akıyor ve bu suyun üzerinde kayıklara biniyoruz. Yapcak birşey yok biz alıştık, ama pis su yok değil var.
Beni asıl etkileyen ise, böylesine müthiş bir nüfusun kibarlığı, temizliği ve disiplini oldu.
Düşünebiliyor musunuz, yüzbinlerce insan bütün gün parkları dolduruyor, sabahtan akşama kadar ailece veya arkadaşlarıyla dolaşıp eğleniyor, ancak bizim çok alışık olduğumuz bazı şeyleri yapmıyor…
Örneğin, yere bir kağıt parçası veya sigara izmariti atan yok. (!)
Örneğin, piknik sonrası beraberlerinde çöpleri yere değil, kutulara atıyorlar (!)
Örneğin, çimlerin üzerinde yatan, mangal yakıp köfte pişiren hiç yok (!)
Evet Çinliler o konuda çok titizler, yemek yediklerinde masaları kendileri temizliyorlar, benim daha önceki yazılarımda bir yorumum vardır, eğer Çin’de yabancılar olmasa KFC, McDonals çöpleri toplamak için eleman çalıştırmasına gerek yok. Çünkü Çinliler kendi çöplerini kendi atıyorlar. Sigara izmariti atanı çok gördüm maalesef. Ama çok yardım severler, iyi insan çok birinden yardım istersen hemen yardım eder şurada yazdığım gibi. Ama dolandırıcısı da çok bee Türk olmasak çok öpmüşlerdi bizi, bizi öpmeye gelip öptüklerimiz..
Örneğin, bağırarak konuşan, birbiriyle itişip kakışan, gürültülü şekilde şakalaşan insanlar olmadığı gibi, birbirini kovalayan yüzlerce çocuk da yok (!)
Valla bu yazıyı görünce M. Ali Birant Çin’e gelmemiş oturduğu yerden yazmış zannettim. Çünkü Çinliler bağıra bağıra konuşurlar hemde çok bağırarak konuşurlar. Trende giderken kafam şişer. Ben normal konuştuğumda beni anlamazlar dolayısı ile sesimi yükseltirim. Sanırım tonlardan kaynaklanan bir sebep bağırınca anlıyorlar ![]()
Yollar temiz de insanları için aynı şeyi söyliyemiyeceğim. Shanghai da oturuyorum, her gün okuldan eve dönerken aynı saatte karşıdaki seyyar satıcı her gün benim sitenin oradaki ağaçların oraya ufak suyunu döküyor ve hiç saati aksamıyor her gün görüyorum. Taksiciler hakeza aynı şekilde tuvaleti gelen sağa çekip bir duvar yada çalılıklara tuvaletini yapıyor. Çok balgam atan ve tüküren gördüm bizde bunu erkeklerde görürsünüz ama kızlarda aynı uygulamayı yapıyor (tabi bundan hoşlanmayan bir çok Çinli var). Yemekte acayip sesler nerelerinden çıkıyor anlamıyorum, yemek sonunda geyirmek zaten burada normal. Bizim içimiz kalksada buna alışmak durumundayız.
Yollar temiz hemde tertemiz, Çinliler çöp atmıyor ve devamlı süpürülüyor, hele turistlerin gelebilecekleri yerler özellikle. Yolda çukur görmek mümkün değil çoğu zaman ama bir gece Qibao’dan eve gelirken, bir sürü büyük çukur vardı ve yolda hiç bir tane ışıklı uyarıcı yoktu. İstanbulda olsa bir çok kişi kaza yapmıştı ama Çinliler yavaş araba kullandıklarından kaza yapanı görmedim.
If you liked my post, feel free to subscribe to my rss feeds



























BlogoSquare
4 Comments so far (Add 1 more)