Bir röportajda konuyu ele alarak, “Çin, Türk yatırımcısının, ihracatçısının dışında” diye bir yazı yazmıştık. Bu yazımızda Çin, Türk ihracatçısının psikolojik sınırı dışında neden kalıyor, Türk firmaları neden Çin’e giremiyorlar bunları sizlerle paylaşacağız.

Başbakan’ın Çin ile ticaret hedefi gerçekleşebilir mi ?

Çin Başbakanı Wen Jiabao’nun Türkiye ziyaretinde, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Çin ile ticaretimiz 2015 yılında 50 milyar dolar, 2020 yılında da 100 milyar dolar olacak diye açıklama yaptı. Peki bu rakamlar nasıl gerçekleşebilir ? Çin’e ihracatımızda bir sorun var, Çin’e ihracatımız değil, maden ihracatımız artıyor. Maden ihracatımıza da parantez açarsak en moda şekli madenleri Çinlilere kiralamak, yani oradaki artışın sebeplerinden biride Çinliler. İhracatımızın temeli %80 i Çin sanayisine bağlı, bu alanda bir daralma olması durumunda ihracatımızda da daralma olacağı bir gerçek. Peki ihracatımızı nasıl çeşitlendirebiliriz ? Türk ürünleri imajı yaratarak nasıl Çin pazarında kalıcı olabiliriz ? Üzerine düşünülmesi gereken konu ve strateji geliştirilmesi gereken konu budur.

Çin’de düzenlenen fuarlara katılım sayısı düşüyor

Çin pazarının kapılarının anahtarı gibi görülen sektörel fuarlara katılan Türk firmalarının sayısı düşüyor, bu alanda teşvikler olması da bu düşüşü engelleyemiyor. Çin’de yapılan sektörel fuarlara katılan ve umduğunu bulamayan firmalar, ikinci bir sefer aynı fuara katılmamaktadır. Fuarlara sürekli katılan firmaların sayısı gittikçe azalmaktadır. 2009 yılında Shanghay’da düzenlenen FHC fuarına yapılan milli katılımda 15 Türk firması katılırken, bu sene katılan firma sayısı 10’a düşmüştür. 2009 ve 2010 yıllarında aynı fuara üst üste katılan firma sayısı 6 da kalırken, FHC fuarına üç sene üst üste katılan Fındık Tanıtım Grubu ve Selva Makarna olmuştur. Bu örnekleri daha da çeşitlendirebilirim, ihracatımızın çeşitlendirmek için çalışmamız gerekirken, ihracatçıların geri adım atmasıyla karşı karşıya bir durumdayız. Çin pazarındaki zorlukları, dağıtımdaki sıkıntıları, pazar kontrol etmekteki zorlukları, giriş maliyetlerinin yüksekliğini gören ihracatçılar, Çin planlarından vaz geçmekte, Çin planlarını başka bahara ertelemekte ya da markasız ihracata (fiyat rekabetine) yönelmektedir.

Türk ihracatçısını bekleyen tehlikeler

– Tüketici alışkanlıklarının yeni şekillenmekte olan pazarda yer alamama,
– Coğrafi olarak Avrupa kıtasından 1,5 kat büyük olan, nüfus olarak Avrupa kıtasının iki katına sahip olan Çin’e sadece bir ülke olarak bakmak, potansiyelin farkında olamama,
– Markasız ürünle, tüketicide Türk ürünleri imajı yaratılamama. Bunun sonuçlarında oluşacak fiyat rekabetiyle ürettiğiniz ürünü daha uygun fiyata sağlayan ülkelere pazar payını kaybetme,
– Pazarda yeni oyuncuların yer alması, gelecekte rekabetin daha da zorlaşması,
– Bunun sonunca giriş maliyetlerinin daha da artması.

Çin, Türk ihracatçısının rüyalarında

Türk ihracatçıları artık Çin’den kaçmakta ve orta doğu pazarında fiyat rekabetiyle bir şeyler yapmaya çalışmaktadır. Çin, çok az Türk ihracatçısının rüyalarından öteye gidebilmektedir ve Türk ihracatçısı giderek Çin’den umudunu yitirmektedir. Hal böyle olunca, Türkiye olarak bizleri bekleyen tehlike, Çin sanayisinde bir dalgalanma olduğunda Çin’e ne satacağız ? Çinle dış ticaret açığımızı nasıl kapatacağız ? Başbakanın koyduğu 50 milyar dolarlık hedefe nasıl ulaşacağız ? Çin’e teşvikler var ama ihracatçı Çin’e geldiğinde Çin’de alıcılarla etkileşimde olamadığından ve danışman firmalarla ilerlemek istemediğinden ya da o işi yapacak yetkin danışman firma bulamadığından, Çin’den umudunu yitirmiş vaziyette. Çin Türk ihracatçısı için sadece hayalden ibaret olmaması için, daha da önemlisi ihracatçıların bir daha Çin’e gelmemesini engellemek için bir takım çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Bunların başında da Çin’e ihracatı yasak ürünler konularında acil çalışmaların yapılması gerekmektedir. Gıda alanında birçok konu da Türk ürünlerinin Çin’e girişi yasak, acilen bu anlaşmalarının yapılması, adımların atılması gerekmektedir. Yoksa gelen giden heyetler, turistik seyahetten öteye gidemez, bir yıldan beri yaprak kımıldamıyorsa ki kımıldamıyor, gıda penceresinden bakarsanız olay bu kadar vahimdir.

Daha detaylı bir çözüm önerisini, pazar verileriyle beraber Dış Ticaret Müsteşarlığımızla paylaşacağım. İhracatçının hiç mi suçu yok, tabi onlarda ev ödevlerine iyi çalışmalı ve her şeyi devletten beklememeliler. Ödevlerine iyi çalışanlar burada güzel partnerler bulanlar, partnerleriyle bir strateji oluşturanlar Çin’e girmekte ve gelecek günlerde de girmeye devam edeceklerdir.


1 Yorum var
  1. KAZI KELPETİN | 14 Kas 2010 | 16:12:27

    BİZİM CİNE GİRMEMİZ ÇOK ZOR ADAMLAR NEREDE İSE DÜNYAYA HÜKMETİYOR YALNIZ HERŞEYİ CAKMA TEKNOLOŞİ YOK SİZ YAPIN O KOPYASINI YAPSIN YANİ KOPYACI ÇOK İYİ ÖĞRENCİLER 15 GÜNDE 10 ADET ÇİNİN KEN OTALARINI GÖRDÜM GERİSİ JAPON ALMAN MARKALARI TAKSİLERİ BİLE ALMAN MARKASI ANLAYAMADIM WOZWOZ

Yorum yapınız.