Yazacağımız yazı tamamen DEİK in Çin hakkında yazmış olduğu rapordan alınmıştır. Raporun tamamına ulaşmak için DEİK ile irtibata geçebilirsiniz.

Fikri Mülkiyet Hakları : Fikri mülkiyet hakları ihlalleri ve taklitçilik, Çinde büyük oranlarda devam etmekte ve yabancı firmaların ürünlerin piyasaya gerçeklerinden çok daha ucuz fiyatlarda sürülerek olumsuz bir durum yaratmaktadır. Çin hükümeti bu konuyla ilgili olarak mevzuat açısından gerekli önlemleri almış ve son olarak 22 Aralık 2004 tarihinde çıkartılan kanunla fikri mülkiyet haklarını yasal koruma altına almıştır. Ancak, bu yasaların uygulamada çok fazla etkili olmadığı ve taklitçiliğin devam ettiği gözlemlenmektedir. Taklit ürünlerin 2005 yılı içinde ABD, Avrupa ve Japon firmalarını toplam 80 milyar dolarlık zarara uğratmış olduğu hesaplanmaktadır.

Bununla birlikte bazı Çinli girişimciler, henüz ülkelerinde tescil edilmemiş olan uluslararası markaların haklarını satın almakta ve bu şekilde kendilerine bir avantaj sağlamaktadırlar.

Fikri mülkiyet ihlalleri ve taklit ürünlerle ilgili olarak ülkedeki yabancı firmalar bir araya gelerek “Kalite Markaları Koruma Komitesi”ni kurmuşlar ve kanunların daha etkin uygulanması için hükümet nezdinde lobi faaliyetlerine başlamışlardır. Halen 119 üyesi olan bu komitenin Türk üyesi yoktur.

Mevzuat ve Bürokrasi : Bu alandaki en büyük sıkıntılar, mevzuatın yeterince şeffaf olmaması ve yerel olarak uygulamalarda farklılıkların söz konusu olabilmesidir. Ekonomik faaliyetleri düzenleyen yasa ve düzenlemelerdeki değişiklikler firmalara zamanında ve etkin bir biçimde duyurulmamakta, yasa taslakları açıklandığı zaman çoğunlukla firmaların hiç haberi olmamakta ya da çok kısa bir süre verildiği için geri bildirimde bulunma şansları kalmamaktadır.

Bu alanda 2004 yılından sonra özellikle Ticaret Bakanlığı’nın (MOFCOM) önemli iyileştirmeler gerçekleştirdiği söylenebilir. Ancak diğer kamu kuruluşları henüz yeterli şeffaflık sağlayamamışlardır ve prosedürel engeller birçok alanda devam etmektedir. Diğer önemli konu da, yasaların uygulanmasında merkezi ve yerel yönetimler arasında farklılık olabilmesidir. Bu durum, genel anlamda belirsizliğe yol açsa da kimi zaman yabancı yatırımcılar için avantajlarda sağlayabilmektedir. Yerel yönetimler, kendi bölgelerine daha fazla yabancı sermaye çekebilmek için firmalara merkezi yönetim tarafından tanınan teşviklerin üzerinde imkanlar sunabilmekte, ancak aynı zamanda yerel sanayileri de korumaktadır. Bu gibi durumlarda yerel yönetimlere sert uyarılar söz konusu olsa da, Çin’in DTÖ yükümlülükleri ve Pekin’in bu doğrultudaki girişimleri ile yerel ekonomi çıkarların arasındaki yapısal asimetri yüzünden yabancı yatırımcılar büyük ölçüde yerel uygulamalar çerçevesinde faaliyetlerini sürdümektedir. Bu durum teşviklerde olduğu kadar gümrük uygulamaları açısından da geçerlidir.

İç Pazara Giriş Hakkı : 1 Temmuz 2004 itibariyle yürürlüğe giren yeni Dış Ticaret Kanunu ile bu alanda önemli bir liberalleşme sağlanmış ve tüm firmalara, ilgili kurumda kayıtlarını yaptırmaları şartıyla, dış ticaret yapabilme hakkı tanınmış ve yabancı firmalara da bu imkan sağlanmıştır. Bu kanundan önce yabancı firmalar sadece belirli serbest bölgeler dahilinde ticaret yapabilmekteydi ve dış ticaretle ilgili kamu kuruluşların tekelindeydi. Bu olumlu bir gelişme olsa da Çin’de faaliyet gösteren birçok yabancı firma kayıt konusunda sıkıntı yaşadığını bildirmektedir.

Ayrıca yeni kanun, MOFCOM’a belirli sektörlerde ticaret faaliyetlerini kısıtalama, gerekli görülen durumda tedbirler uygulama ve teknoloji ihracatı ve ithalatını sınırlama yetkilerini de vermektedir.

Bununla bilikte yabancı firmalara kendi dağıtım ağlarını kurma, perakende ve toptan satış yapma hakkı da verilmiştir. Ancak uygulamada aynı sıkıntılar bu alanda da söz konusudur. Yüzde 100 yabancı sermayeli firmaların bu alanda faaliyet göstermelerine 11 Aralık 2004 itibariyle izin verilmiştir. Bu konuyla ilgili başvurular önce yerel yönetim, sonra Pekin’deki MOFCOM tarafından onaylanmak zorundadır.

Standartlar : DTÖ üyeliği çerçevesinde ticareti engelleyici unsurları kaldırmakla yükümlü olan Çin, bazı alanlarda halen standartları ve asgari teknik özellikleri ithalatı engelleyici bir unsur olarak uygulamakta, kalite onay işlemleri uzun sürmekte ve yeterince şeffaf yürütülmemektedir. Standartlar ulusal düzeyde aynı olmayıp, eyaletler bazında farklılıklar gösterebilmektedir. Halen Çin’in standartdizasyon Kurumu, ülkedeki 20 bin ulusal standardı ( yüzde 40’ıeski ya da DTÖ ile uyumsuz ) elden geçirmekte ve yeni standart onaylamaktadır.

Ticari Bankacılık İşlemleri : Çin’de dş ticaret-finans bağlansının büyük bir bölümü Bank of China tarafından kontrol edilmekle birlkte son dönemde People’s Construction Bank of China, Industrial and Commercial Bank of China, Agricultural Bank of China ve CITIC Industrial Bank gibi bankalar da giderek artan oranda akeditif düzenlemektedir. DTÖ üyeliğinden sonra Çin’de faaliyet gösteren yabancı bankaların şubeleri de akreditif düzenleye bilmektedir.

Türk firmaları tarafından dile getirilen en önemli sorun Çin bankalarının teyitli akreditif açmaması, Çin veya diğer ülke bankalarınca açılan akreditiflere teyit eklememesi veya dünya bankalarının Çin bankaları tarafından açılan akreditiflere teyit eklemesini engellemesidir. Ayrıca dış ticaret ödemelerine ilişkin kuralların yeterince oturmamış olması sıkıntı yaratmaktadır.

Bu sorunların DTÖ üyeliğinin ardından zaman içinde çözülmesi beklenmekle birlikte uzun süreli ticari ilişki kurulmadan ve firmalar arası güven ortamı oluşmadan herhangi bir firmanın bu ülke firmaları ile teyitli akreditif olmadan alım-satım ilişkisine girmesi riskli kabul edilmektedir. Zira pazar koşullarındaki değişiklikler söz konusu olduğunda Çinli firmaların üzerinde anlaşılmış alım-satım koşulları üzerinde değişiklikler yapmak istemesi, Türk firmalarını, ürünlerini gümrükten çekmeyecekleri baskısı ile yeni koşullar üzerinde anlaşmaya zorlamaları zaman zaman karşılaşılan durumlar arasındadır. Türk ve Çin bankacılık sektörleri arasında gelişmiş bir muhabir banka ilişkisinin azlığı da bir sıkıntı kaynağıdır. Uluslararası bankacılık uygulamalarına göre çok daha kısa sürelerde çözülebilecek bazı sorunların giderilmesi bu nedenle uzamakta, firmalar  için zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. Türk bankalarının (Garanti Bankası ve İş Bankası) Shanghai’da temsilcilik ofisi açması ve her iki ülkede de faaliyet gösteren çok uluslu bankaların varlığı bu sorunu hafifletse de sıkıntılar zaman zaman devam etmektedir. Çin bankacılık sektörünü ve işleyişini daha yakından tanıma fırsatı yaratan bu ofisler henüz bankacılık işlemleri yapmamakla birlikte Türk firmalarına mevzuat, işleyiş ve pazar koşulları konusunda daha detaylı bilgileri sağlaması açısından yararlıdır.

Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapınız.