Türkiye, dünyanın yükselen devi Çin ile kazan-kazan stratejisi çerçevesinde işbirliğini artırıyor. Tarihî dostane ilişkiler son dönemde ekonomik alana da iyice yayılıyor. İlişkilerin gidişatını Çin’in Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang ile konuştuk.
Kazan-kazan (win-win) stratejisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile zihnimize yer etti. AK Parti hükümeti, yeni bir dış politika inisiyatifiyle ezber bozup Kıbrıs’tan Filistin’e, AB’den Irak’a, ABD’den İran’a bölgesel ve küresel sorunların çözümüne yeni bir ivme kazandırdı. Bu stratejiyle AB ve ABD’den önemli kazanımlar elde edildi. Ankara, uzun süredir diğer bir dünya deviyle de kazan-kazan tabanında buluşuyor. Güçlü tarihî bağları, dostane ilişkileri ‘kazan-kazan’ stratejisiyle askerî ve ekonomik alana da yayıyor. Aksiyon’u Çankaya’daki Doğu motifleriyle bezenmiş rezidansında kabul eden Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang, Pekin-Ankara yakınlaşmasından memnuniyetini dile getiriyor. Erdoğan’ın dış politikada başarıyla uyguladığını düşündüğü kazan-kazan stratejisine atıfta bulunarak, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni seyrini tarif ediyor.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara’ya geçen yıl atadığı ‘tam yetkili’ Büyükelçisi Sun Guoxiang (55) sakin ve güler yüzlü tavrıyla, sıcak ve farklı bir tablo çiziyor. Türkçe ‘hoş geldiniz’ diyerek bizi karşılayan büyükelçi, Türkçe öğrenmeye çalışıyor, Türkiye’den söz ederken de ‘ikinci vatanım’ diyor. Büyükelçi, uzun yıllar Çin’de yaşayan Gazeteci Osman Erol’un akıcı Çincesini takdir ediyor. Sohbetimiz de Çince, Türkçe ve yer yer İngilizce olarak devam ediyor.
Okumaya düşkün olduğu bilinen Guoxiang, Çin’in kariyerli elçilerinden biri. ABD’deki John Hopkins üniversitesinde uluslararası ilişkiler yüksek lisansı yapmış. Yaşına rağmen oldukça dinç ve dinamik. Bir yılda Kütahya’dan Sivas’a, Trabzon’dan Nevşehir’e kadar hemen her ili gezmiş. Türk yemeklerinin lezzetli olduğunu söylüyor: “Ben de seviyorum yemeklerinizi. Çok çeşitli, zengin bir mutfağınız var; çok lezzetli. Ama bizim için çok fazla zengin!(Göbekleri gösteriyor)” Guoxiang, Ankara’dan önce Sri Lanka ve Maldivler Büyükelçisi olarak görev yapmış. Ankara’ya çok kısa zamanda uyum sağlamış. Türk arkadaşları bile olmuş şimdiden.
ÇİNLİLER DOĞRUDAN YATIRIMA GELİYOR
Büyükelçi, Türkiye-Çin ilişkilerinin karşılıklı saygı ve anlayışa dayandığını, 2007’de ilişkilerin daha da derinleştiğini vurguluyor. Geçen sene iki ülke arasında sadece bakanlar düzeyinde siyasi ve ticari 70’den fazla ziyaret yapıldığının altını çiziyor. “Bereketli bir yıl oldu” diyor. Büyükelçi, artan temasların iki ülke ilişkilerini sağlamlaştırdığını vurguluyor. Ticari ilişkilerin 2007’de rekor düzeye çıktığından övgüyle bahsediyor: “Ticaret hacmimiz 10 milyar doları aştı. Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracat da 2007’de yüzde 35 oranında arttı. Bu rekor bir artıştı. Bununla birlikte Çin firmaları Türkiye’de direkt yatırıma da başladı. Bu yıl (2007) imzalanan Ankara-İstanbul arasındaki hızlı tren projesi bu duruma en güzel örnek. Çin tarafı bu proje için 720 milyon dolar kredi sağladı. Bu, iki ülkenin bugüne kadar yürüttüğü en büyük proje oldu.” Çin, son dönemde büyüyen ekonomisinin sağladığı 1,4 trilyon dolarlık döviz rezervinin bir kısmını diğer ülkelere doğrudan yatırım için kullanıyor. Büyükelçiye göre enerji ve ulaşım yatırımları öne çıkıyor.
Çin’in Türkiye üzerinde ticaret fazlası bulunduğunu, ikili ticaretin dengeye oturmadığını anlatan Büyükelçi Guoxiang, başka birçok ülkenin de aynı durumda olduğunu hatırlatıyor: “Ülkemin tüm dünyaya ticaret fazlası var. Bu durumun iki yönü var. Birincisi ucuz işçiliğimiz. Bir malı daha ucuza mâl ediyoruz. İkincisi de Çinli işadamları daha az kârla ticaret yapıyor. Bu da Çin’e ticaret fazlasını getiriyor. Az kâr, fazla ticaret stratejisidir bu.”
TEKSTİLDE DOSTANE REKABET VAR
Büyükelçi Guoxiang, iki ülke arasındaki ticaret dengesizliğini gidermek için önerilerde de bulunuyor: “Türkiye de Çin’e mallarını satabilir. Zaten biz Türk mallarını görmek istiyoruz pazarımızda. Türkiye ticaret müsteşarı ile görüştüm. Biz aynı kalitede ve aynı fiyattaki mallar karşısında Türk mallarını tercih ediyoruz. Piyasamıza girmeniz için sizin mallarınıza öncelik vermek istiyoruz. Türk ticaret müsteşarları Çin’e satılabilecek Tük mallarının istişaresini benimle yapabilirler.” Büyükelçi Guoxiang, Türkiye ile kazan-kazan tabanında her yönlü projeye sıcak baktıklarını hatırlatıyor. Elçi, Çinli firmaların 2008’de Türkiye’deki yatırım imkânlarını takip ettiğini, enerji ve ulaştırma sektöründe iş almak isteyen firmalar olduğunu söylüyor.
Tekstil konusunda iki ülkenin de önemli bir üretici konumda olduğunu ve üreticilerin rekabet içinde bulunduğunu kabul eden Büyükelçi Guoxiang, her iş alanında rekabet olabileceğini; ama dost ülkelerin bunu birbirini yıpratmadan yapabileceğini vurguluyor. Büyükelçi, tekstil sektöründeki rekabetin Türkiye ile Çin arasında farklı geliştiğini vurguluyor: “Dünyada yaşananın tersine, aramızda yıkıcı değil, tatlı, dostane bir rekabet var. Türkiye ile Çin arasında tatlı rekabet var. Zaten dost ülkeler arasındaki rekabet dostça olur. Kazan-kazan ilkesiyle ticaret yapmamız lazım. Bizim görüşümüz tekstil konusunda kotalar gibi sorunları istişarelerle giderebiliriz. Mesela ben Türk tekstilcilerle görüşüyorum bu konuları. İki tarafın da çıkarına çözümler bulabiliriz.”
Somut projeler konusunda detayları konuşmayı ilgililere bıraksa da Büyükelçi Guoxiang, savunma alanında ve askerî alanda da Çin ile Türkiye’nin önemli bir işbirliği bulunduğunu aktarıyor. Askerî heyetlerin uyum içinde çalıştığını belirtiyor Çinli Büyükelçi: “Ordularımız arasındaki ilişkiler oldukça iyi düzeyde. Askerî ticaretimiz ve savunma anlaşmalarımız mevcut. Çin’in savunma sistemlerinin kalitesi ve makul fiyatta olması Türkiye için önemli bir avantaj. Bu tür teknolojilerin gelişmiş de olması lazım. Birbirimize bu konuda güveniyoruz; çünkü ortak çıkarlarımız var.”
DİYALOG KAPISINI EĞİTİMCİLER ARALIYOR
Çin ile Türkiye eğitim ve kültür alanında da karşılıklı olarak faaliyetlerde bulunuyor. Eğitimciler ikili ilişkileri güçlendiriyor. Çin’de her yıl Türk kültürünü tanıtan programlar düzenleniyor. Bu etkinlikler çerçevesinde Türk mutfağı, Türk müziği, halk oyunları vb. alanlarda tanıtım yapılıyor. Çin’deki üniversitelerde Türkoloji bölümleri de bulunuyor. Burada okuyan çok sayıda Çinli öğrenci Türkiye üzerine çalışmalarda bulunuyor. Büyükelçi Guoxiang de bu faaliyetlerden övgüyle bahsediyor. Türkiye’de bulunduğu sürede Türk eğitim sistemini yakından incelediğini belirten Elçi, “Eğitim sisteminiz etkileyici. Birçok rektörünüzle görüştüm ve birçok kampüsü gezdim. Bu alandaki işbirliğinin daha da geliştirilmesi lazım. Bu istek doğrultusunda bir anlaşma yapıldı ve ODTÜ’de Konfüçyüs Enstitüsü kuruldu. Diğer üniversitelerden de bu yönde talepler geliyor. Çince öğrenmek için ülkemize gelen Türklerin sayısı her geçen gün artıyor. Her sene 100’den fazla öğrenci geliyor Çin’e. Burs verdiklerimiz de var. Bu faaliyetler diyalog kapısıdır. Bu kapıyı daha fazla açmak istiyoruz. Daha fazla Türk’ün Çin’e gelmesini istiyoruz. Biz deriz ki, gitmek gitmemekten daha iyidir.” Bununla birlikte Çin Uluslararası Radyosu’nun internet üzerinden de desteklenen Çin Dili ve Kültürünü tanıtmaya yönelik Türkçe yayınları ilgiyle izleniyor. Yazının devamını oku…

Kaynak: Aksiyon

Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapınız.